ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ GENEL MERKEZİ

Adına Samandağ Şube başkanı Atiye Sönmez Erdoğdu
Laiklik, 103 yıldır altında güvenle yaşadığımız Cumhuriyet kubbemizin kilit taşıdır.
Laiklik; aklın özgürlüğüdür, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunamayacağı
bilincidir. Laiklik; yurttaşların çağdaş bilimsel bilgi ile donatılıp fikri hür, irfanı hür, vicdanı
hür bireyler olarak yetiştirilmesidir.
Laiklik; ulus olabilmenin, ulusal bağımsızlığın, barış içinde yaşamanın, düşünce ve
ifade özgürlüğünün, bilim ve sanatta üretkenliğin ve yaratıcılığın, kültürel gelişimin, kadınerkek eşitliğinin, emeği en yüce değer bilmenin, hukuk devletinin ve yargı bağımsızlığının,
kısacası insanca ve onurlu yaşamın güvencesidir.
Laiklik; din ve devlet işlerinin değil, din ve dünya işlerinin birbirinden ayrılmasıdır.
10 Nisan 1928...
Türkiye Cumhuriyeti tarihinin ve Türk aydınlanmasının en önemli adımının atıldığı
gündür.
Büyük Millet Meclisi'nin 9 Nisan 1928 günü oy birliği ile kabul ettiği ve 10 Nisan
1928 tarihli resmi gazetede 1220 sayı ile yayınlanarak yürürlüğe giren kanun ile anayasanın
4 maddesi değiştirilerek2. maddeden “Türkiye Devleti’nin dini, Din-i İslam’dır." tümcesi,
16 ve 38. maddelerdeki milletvekili ve Cumhurbaşkanı yeminlerinden “Vallahi" sözcüğü ve
26. madden de din işlerinin düzenlenmesini TBMM’nin görevleri arasında sayan cümle
çıkartıldı. Böylelikle bu tarihten itibaren Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin hiçbir iş ve
işleminin din kurallarıyla, naslarla görülemeyeceği yasalaşmış oldu.
İlk insan topluluklarında kaba kuvvet, aile bağları, büyü, doğa güçleri ve
benzerlerine dayanılarak kullanılan yönetme yetkisi, yerleşik düzene geçilmesi, tek tanrılı
dinlerin ve devletlerin ortaya çıkması ile meşruiyetini ilahi dayanaklarla sağlar olmuştur.
Yönetme erkinin tanrısal dayanağına ilk itiraz 1517’de Almanya’da Luther'den
gelmiş, ardından Almanya’da Protestanlık, Fransa’da Kalvenizm ve İngiltere’de de Anglikan
mezheplerinin doğması ve kendi kiliselerini kurmalarıyla Vatikan'ın Hristiyan dünyası
üzerindeki vesayeti kırılmıştır. Dinde reform, bilim ve sanatta rönesans ile gelişen bu
süreçte yaşanan kanlı mücadelelerden sonra nihayet kiliseyi ve ona dayanan kraliyet
düzenini hedef alan 1789 Büyük Fransız Devrimi ile yönetme erki gökten yere indirilmiştir.
Büyük Atatürk ve Kemalist Devrimciler de kongreler sürecinde ortaya koydukları
“Milletin istiklâlini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.” şiarını, 23 Nisan 1920’de
açtıkları Büyük Millet Meclisi ile hayata geçirmişler, “Hâkimiyet Bilâ Kaydü Şart
Milletindir” (Egemenlik Kayıtsız Koşulsuz Ulusundur) düsturunu 1921 Teşkilatı Esasiye
Kanunu’nun 1. Maddesine yazmışlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi duvarına da silinmemek
üzere kazımışlardır. Yönetme güç ve yetkisini Ulusal İstenç’ten (Milli İrade’den) alan
Kemalistler kurdukları Büyük Millet Meclisi Hükümeti ile hem Ulusal Bağımsızlık Savaşı’nı
zafere ulaştırarak vatanı kurtarmışlar, hem de ilahi dayanaklı saltanat rejimini yıkarak
kuldan özgür yurttaş yaratmanın yolunu açmışlardır. Bu amaçla, zaferden hemen sonra 1
Kasım 1922’de saltanat ve 3 Mart 1924’de hilafet kaldırılarak Ulusal Egemenlik
kesinleştirilmiş, 10 Nisan 1928’de de devlet laikleştirilmiştir.
1950'lerden itibaren 10 Nisan Laiklik Günü’nü yok sayma çabası içinde olanların dini
nasıl istismar ettikleri her gün yeni örneklerle görülüyor. Bu aymazlar; meşruiyetlerinin
kaynağını kurutmaya, bindikleri dalı kesmeye çalıştıklarının farkında değiller. Karar ve
uygulamalarını naslara dayandırarak itirazsız bir biat toplumu ve tartışılamaz bir yönetim
özlemi çekenlerin, laikliğe neden karşı ve demokrasiden ne kadar nasipsiz oldukları
ortadadır.
Laikliğin ne değerli bir kazanım olduğunu anlamanın en pahalı yolu teokratik bir
diktanın sultasına düşmektir. Bunun dramatik örneklerini görmek için bölgemizdeki
ülkelerin haline bakmak yeterlidir. Coğrafyamızda Laik Cumhuriyete ve Üniter Ulus Devlete
sahip olmadıkça bütün kalmanın da, barış içinde yaşamanın da, bağımsızlığın da,
kalkınmanın da olanaklı olmadığı görülmelidir. Bu nedenle "Yeniden Atatürk Cumhuriyeti"
çağrımızı sürekli yineliyoruz.
Atatürkçü Düşünce Derneği olarak, aziz milletimizin 10 Nisan Laiklik Günü’nü
kutluyor, bu vazgeçilmez ilkeyi sonsuza dek koruma ve yaşatma azim ve kararında
olduğumuzu bir kez daha kamuoyumuza duyuruyor, ülkemizi yöneten ve yönetmeye talip
olan herkesi ve her kurumu laikliğe sahip çıkmaya çağırmayı görev sayıyoruz