KKTC’de hayat pahalılığı düzenlemesine yönelik tepkiler büyürken, Başbakan Ünal Üstel’in Azerbaycan dönüşünde havaalanında yapılması planlanan protesto, program değişikliği iddiaları sonrası evinin önüne yöneldi. Gelişme kamuoyunda hem destek hem de eleştiriyle karşılandı.

KKTC’de hayat pahalılığına ilişkin tartışmalı düzenleme nedeniyle yükselen toplumsal tepki her geçen saat daha da büyüyor. Sendikalar, Başbakan Ünal Üstel’i Azerbaycan dönüşünde havaalanında protesto etmeye hazırlanırken, Üstel’in adaya planlanandan daha erken döndüğü yönündeki iddialar üzerine eylem rotasını değiştirdi.
KKTC basınında yer alan haberler ve sendikal açıklamalardan derlenen bilgilere göre, sendikalar Atatürk Spor Salonu’nda toplandıktan sonra Başbakan Ünal Üstel’in evine gitmek üzere harekete geçti. Kıbrıs Postası’nın gün içindeki canlı aktarımında, sendikaların Üstel’in erken dönüş yaptığı iddiası sonrasında otobüslerle evinin önüne doğru yola çıktığı aktarıldı.
Havaalanında protesto planlanmıştı
Sendikalar daha önce yaptıkları açıklamalarda, Başbakan Ünal Üstel’i Bakü dönüşünde havaalanında karşılayacaklarını duyurmuştu. KTÖS Genel Sekreteri Burak Maviş’in önceki gün yaptığı açıklamada, “Uçak kaçta inerse insin orada olacağız” sözleriyle protestonun kararlılığı vurgulanmıştı.
Ancak gün içerisinde Üstel’in program değişikliğiyle sabah erken saatlerde yurda döndüğü yönündeki iddialar gündeme geldi. Bunun üzerine havaalanında yapılması planlanan protestonun fiilen boşa düştüğü, sendikaların da eylemi Başbakan’ın evine yönlendirme kararı aldığı bildirildi.
Kamuoyunda iki farklı görüş oluştu
Eylemin Başbakan Ünal Üstel’in evine yönelmesi, kamuoyunda farklı değerlendirmeleri de beraberinde getirdi. Bazı kesimler, bir siyasetçinin özel yaşam alanı olan evinin protesto adresi haline getirilmesini doğru bulmadıklarını ifade etti.
Buna karşılık eyleme destek veren çok sayıda vatandaş ise, Başbakan Üstel’in sendikalarla yüzleşmekten kaçındığını, havaalanında yapılacak protestodan uzak durduğu algısının oluştuğunu ve bu nedenle sendikaların başka seçenek bırakılmadığını savundu. Tepki gösteren kesimler, bu eylemle birlikte “Halkın sesinden kaçış olmaz” mesajının verildiğini belirtti.
Tepkinin merkezinde hayat pahalılığı düzenlemesi var
Sendikaların tepkisinin temelinde, hükümetin hayat pahalılığı (HP) ödeneğine ilişkin düzenlemeyi hızlı şekilde gündeme alması ve muhalefetin ifadesiyle “dayatma” biçiminde ilerletmesi yer alıyor.
30 Mart’ta sendikalar bu düzenlemeye karşı genel greve gitmiş, Lefkoşa’da Cumhuriyet Meclisi önünde sert protestolar yaşanmıştı. O gün sendika başkanları ile Başbakan Ünal Üstel arasında görüşme gerçekleşmiş, ancak hükümetin geri adım atmayacağı mesajı verilmişti.
Yerel basında yer alan haberlerde, hükümetin hayat pahalılığına ilişkin düzenlemeyi Meclis sürecini beklemeden yasa gücünde kararnameyle yürürlüğe koyduğu yönündeki bilgiler de kamuoyundaki tepkileri daha da artırdı. Muhalefet ve sendikalar bu gelişmeyi “oldubitti”, “alelacele geçirme girişimi” ve “halkı hiçe sayan yaklaşım” olarak yorumladı.
“Tasarruf halktan değil, hükümetten başlamalı”
Sendikalar ve muhalif çevreler, ekonomik krizin faturasının emekçiye ve dar gelirliye kesildiğini savunuyor. Son günlerde yapılan açıklamalarda, “tasarrufun çalışanlardan değil, hükümetin kendi harcamalarından başlaması gerektiği” vurgusu öne çıkıyor.
Tepki gösteren kesimler, hayat pahalılığını belirleyen temel unsurun yüksek enflasyon olduğunu, çözümün maaşları baskılamak değil; kamu harcamalarında şeffaflık sağlamak, israfı önlemek ve hükümetin kendi bütçesinden fedakârlık yapmak olduğunu dile getiriyor.
12 bin TL destek vaadi de yeniden gündemde
Eylemler sırasında vatandaşların en çok dile getirdiği başlıklardan biri de geçtiğimiz aylarda KKTC vatandaşlarına verilen 12 bin TL’lik ek destek oldu.
Bazı çalışan kesimlerde, bu desteğin kapsamının genişletileceği yönünde beklenti oluştuğu; ancak KKTC vatandaşı olmayan çalışanlar açısından verilen sözlerin tutulmadığı yönünde rahatsızlık bulunduğu ifade ediliyor. Bu durumun özellikle özel sektör çalışanları ve farklı statülerde emek veren kesimlerde “eşitsizlik” ve “verilen sözlerin tutulmaması” eleştirilerini büyüttüğü belirtiliyor.
Yargı süreci de başladı
Sokaktaki mücadelenin yanı sıra hukuki süreç de başladı. CTP ile sendikaların, hayat pahalılığına ilişkin yasa gücündeki kararnamelerle ilgili Anayasa Mahkemesi’ne başvuru yaptığı ve ara emri talebinde bulunduğu yönündeki bilgiler de yerel basında yer aldı.
Bu gelişme, hayat pahalılığı düzenlemesine karşı mücadelenin yalnızca meydanlarda değil, hukuk zemininde de devam edeceğini ortaya koydu.
Basının farklı bakış açıları da dikkat çekti
Öte yandan, yaşanan gelişmelere ilişkin KKTC basınında ortaya konulan farklı yorumlar ve çeşitli bakış açıları da kamuoyunun dikkatinden kaçmadı. Bazı yayın organları eylemi “halkın demokratik tepkisi” olarak aktarırken, bazı çevreler protestonun Başbakan’ın özel yaşam alanına taşınmasını eleştiren bir yaklaşım sergiledi.
Yaşananlar, sadece ekonomik bir düzenleme tartışması olmaktan çıkıp, toplumun geniş kesimlerinde yönetim anlayışı, sosyal adalet ve halkın iradesine saygı başlıklarında daha büyük bir sorgulamayı da beraberinde getirmiş görünüyor.